
Ders Çalışma Verimi Nasıl Artırılır? Süre Değil Yöntem Meselesi
Günde beş saat çalışıp ilerleyemeyen öğrenci ile üç saat çalışıp ilerleyen öğrenci arasındaki fark genellikle disiplin değildir. Fark, o saatlerin içinde ne yapıldığındadır. Çalışma süresi ölçülmesi kolay bir gösterge olduğu için fazla önemsenir; oysa asıl belirleyici olan, o sürenin aktif mi pasif mi geçtiğidir.
Pasif çalışma: tanıdık ama etkisiz
Konu anlatımını tekrar tekrar okumak, defteri temize çekmek, çözümü olan soruların çözümünü takip etmek — bunların hepsi çalışma hissi verir. Metin tanıdık geldikçe öğrenci onu bildiğini sanır. Ancak tanıdıklık ile hatırlayabilmek aynı şey değildir ve sınavda ölçülen ikincisidir.
Bu yüzden "kitabı üç kez okudum ama sınavda yapamadım" cümlesi bir çelişki değil, beklenen sonuçtur.
Aktif öğrenmeye geçiren dört teknik
- Kapatıp anlatmak: Konuyu okuduktan sonra kaynağı kapatın ve sesli olarak, kimseye anlatır gibi özetleyin. Takıldığınız yer, bilmediğiniz yerdir; okurken bunu fark edemezsiniz.
- Önce çözmek: Çözümlü soruya bakmadan önce en az beş dakika kendi başınıza uğraşın. Çözümü okumadan önce zihnin problemle boğuşması, öğrenmenin büyük kısmının gerçekleştiği andır.
- Aralıklı tekrar: Bir konuyu bitirdikten sonra bir gün, bir hafta ve bir ay sonra kısa tekrarlar yapın. Aynı toplam sürede, tek seferde yapılan tekrardan çok daha kalıcıdır.
- Karışık çalışma: Bir oturumda tek konu yerine birkaç konuyu karıştırın. Tek konu çalışırken hangi yöntemi kullanacağınızı zaten bilirsiniz; sınavda ise bunu siz seçmek zorundasınızdır.
Yanlış defteri: tutulursa işe yarar
Yanlış defteri en çok önerilen, en az sürdürülen tekniktir. Sürdürülememesinin sebebi genellikle soruyu olduğu gibi kopyalamaya çalışmaktır; bu çok zaman alır ve birkaç haftada bırakılır.
Daha uygulanabilir bir biçim: soruyu yazmayın, yalnızca üç satır not düşün — hangi kazanım, neden yanlış yaptım, doğrusu ne. Haftada bir bu notları okumak, çözülen yüzlerce soruyu tekrar etmekten daha etkilidir çünkü doğrudan kendi hata örüntünüze bakarsınız.
Odaklanma: ortam meselesi
Dikkat dağınıklığının en büyük kaynağı iradesizlik değil, ortamdır. Masanın üstündeki telefon, sessize alınmış olsa bile bilişsel kaynak tüketir. Onu başka bir odaya koymak, ondan uzak durmaya çalışmaktan çok daha az enerji gerektirir.
Benzer şekilde, çalışmaya başlamadan önce o oturumda ne yapılacağının tek cümleyle yazılması ("bugün üslü sayılar kazanımını bitireceğim"), belirsizlikten kaynaklanan erteleme eğilimini belirgin biçimde azaltır.
Mola: verim düşüşünü önlemenin parçası
Kesintisiz çalışılan sürenin uzunluğu ile verim doğru orantılı değildir. Çoğu öğrenci için 40-50 dakikalık odak blokları ve aralarında 10 dakikalık gerçek molalar sürdürülebilir bir düzen kurar. Gerçek mola, telefona bakmak değil, ekrandan uzaklaşıp kısa süre hareket etmektir; ekranla geçen mola dinlendirmez.